Dünya yuvarlaktır!

Eşimin tavuğu ya da horozu çok ayırt edemiyorum, çiçeklerimi yerken😁

On yaşlarındayım, saçlarım şimdiki gibi dalgalı ve kıvırcık, kabarık. Komşunun bir kızı var saçları sapsarı, dümdüz. Çok beğeniyorum saçlarını ne kadar güzel diyorum, keşke benim de olsa diyorum. Şampuanını soruyorum, o da diyor ki sen de bu şampuanı kullanırsan senin saçların da böyle olur. Benim saçlarımı böyle yapan şampuanım. İkimiz de bu bilginin doğruluğuna o kadar inanıyoruz ki , bir heves o şampuandan aldırıyorum, saçlarımı yıkıyorum, kuruyunca bakıyorum ki benim saçlarım yine aynı. Hayalkırıklığımın tarifi yok. Nasıl olur diyorum aynı şampuanı aldım, söylediği gibi yaptım.

Bu hal bende çok uzun süre devam etti. Gördüğüme inanma, dışla içi bir sanma. Kimisi aptal diyebilir kimisi cahil, kimisi çocuk, kimisi saflık. Ben bu halime çocuksu saf hal dedim. Çocuklar eğer ki erken uyarılmamışlarsa yani çok erken yaşta katakulli şeyler görüp deneyimlememişlerse genelde bu halde olurlar. İçlerinden geldiği gibi, hesap kitapsız, gördüğüne inanan. Sonra sonra yaşantılar, gelişimsel gelişmelerle bu halden evrilip başka bir şeyin daha olabileceğini gördüm. Bu arada çocukken çok sevdiğim bende olmasını istediğim saçları istemez oldum, güzel de gelmiyor artık bana. Bende olanın güzel olduğunu deneyimledim. Düz saç kötüdür manasında değil, bende olan bana güzel anlamında.

Saçtan devam edeyim, bir sürü saç ektiren, saç düzleştiren, perma yapan insanlar var. Bizi en çok gösteren şeylerden biri olsa gerek saç. Bazen yanıltıcı olabiliyor, bazen ona bakıp anlamak zor olabiliyor. Bazen kişinin yatırım yaptığı tek şey olabiliyor. Halbuki ne kadar basit birşey, öyle olsa da olur böyle olsa da olur. Ama insanlar aleminde bir etkisi var ki bu kadar üzerinde emek harcanıyor. Neyse konuyu saptırmadan devam edecek olursam eğer bazen oraya çok takılıyoruz. İnsanların bize sunduklarına. Bize anlattıklarına. Bize anlatmak istediklerine. Halbuki eylemlerine baksak, değerlerine , bakışlarına, yorumlarına. Çok daha fazla şeyler anlatırlar bize. Vakti zamanında ne güzel saçları var( saç burda metafor) dediğim insanların ne pis şeyler yaptıklarına bizzat şahit oldum. O saçlar gözüme güzel görünmez oldu.  Hem kim söyledi saçların güzel olmasının bu kadar önemli olduğunu, onların kıymetli olduğunu, kim öğretti bunları bize. O pislikleri gördükten sonra güzel anlayışım değişti.

Güzel olan ahlaklı olandı, ahlak her şeyin üstünde bir kavram. Ahlak gelişimi olmayanın dini de olmuyor. Ahlakı gelişmemiş bir insan kırmızı ışıkta trafik polisi yokken geçmeyi kendine hak görüyor, kimsenin onu görmediğini düşündüğü yerlerde yapmadığını bırakmıyor. O nedenle ahlakı dinden, dinsizlikten çokça ayırıp insan olmanın temeline koyuyorum, koymalıyız da.

Güzel insanlar güzel niyetler besler, güzel niyeti olanlar güzel eylemler yapar, güzel eylemler güzel bağlar oluşturur. Ne yaparsan sana bir şekilde döner. Bazen insan olarak anlık cevaplar bekliyoruz, hemen şimdi olsun, görelim, rahatlayalım. Hayır bazen o cevaplar senin hızında olmuyor ama oluyor. Sen yeter ki devam et. Değerlerine bak, senin değerin haklı olmak, kazanmak, elde etmekse bu olmadığında kendini yenilmiş hissedersin. Senin değerlerin eylemlerini güzel olanlar yönünde seçmekse, kimse olmadan bile doğru olduğuna inandığın şeyleri yapmaksa, yürüdüğün yoldan vazgeçmemekse, her şeye rağmen dik durabilmekse sen zaten istediğini almışssındır. Şimdi olmasa bile sonunda toplu halde eline geçer.

Küçük insanlar insanlarla uğraşır diye bir söz vardı, aslında burdaki küçüklük aşağı anlamında değil yüzeysellik anlamında. Hepimiz canlı olarak ölmek üzere yaratıldık. Yüzeysel olduğumuzda yüzeysel şeylerle uğraşırız. Derinlik zordur ancak zamanla , yaptıklarımızla olur. Birinin acısına sevinmediğimizde, olaylara daha büyük bakmayı öğrendiğimizde ne gereksiz seviniyor ne gereksiz kahroluyoruz. Yürümeye devam ediyoruz. Can yakanlar, bencil olanlar, komşunun tavuğuna göz dikenler o yaptıklarının kendi ceplerinden yemek olduğunun farkında bile değiller. O nedenle benim cebimden almadığını bilerek( komşu benim🙂), bunu da kendime fazla dert etmemeyi öğrenerek devam ediyorum. Dünya yuvarlaktır. Başladığın noktaya gelirsin. Ektiğini biçersin. Tohum ekersen çiçek çıkarırsın , belki meyve , belki ağaç. Acı ekersen acı çıkarırsın. Bazen ektiğim tohumlar çıkmıyor, bazen eşimin tavukları çıkan çiçeklerimi yiyor 😁 ama olsun ben yine de çıkanlardan keyif alıyorum, tavuklar da bunların nazar boncuğu oluyor. İyi gelmesi niyetiyle…

2 thoughts on “Dünya yuvarlaktır!

  1. Neyse ki eşinin tavuğu 🙂 komşunun tavuğu olsaydı sen kışt demezdin eminim ama Yılmazın tavukları komşunun çiçeğini yeseydi ne olurdu acaba demekten kendimi alıkoyamıyorum .. 😉 Emeğine sağlık yüreğine sağlık ..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!