Kıskançlıktan çatlıyorum dizisi üzerine bir yazı

Bu fotoğraf Netflix uygulamasından alınmıştır.

Okumaya azcık ara verdiğim bir dönemde izlediğim bir diziyi paylaşmak istedim. Bazen sürekli yaptığımız şeyi yapmak keyif vermez böyle zamanlarda birşeyler izlemek iyi olur diye düşünüyorum. Dizi izlemeyi sevmiyorum çünkü çokça kendine bağlıyor en güzeli şöyle maksimum iki saatlik filmler oluyor.  Maksimum 30 dakikalık diziler de oluyor ancak çok uzun sürünce sıkılıyorum ya hepsini izlemek istiyorum ya da sıkılıp bırakıyorum. Bu dizi karşıma çıktı çok keyif alarak izledim. Görünüşte çok gündelik popüler kültüre uyan bir dizi gibi görünse de içerik olarak çok güzel şeyler veriyor. Çok detay verip kimseyi sıkmak istemiyorum. Başroldeki kadın oyuncuya zaman zaman öfke zaman zaman şefkat duydum. Sonra bir baktım ki hepimize biraz benziyor. Sadece farkında değiliz. Hepimiz birazcık kıskanıyoruz hepimiz birazcık kendi hayatlarimiza sırt dönüyoruz.  Değersizlik hissiyle birşeye sahip olma arasındaki ilişkiyi çok güzel yansıtmış. İlla bu romantik bir iliskide olmak diye düşünülmemeli bazen yaptığımız bir iş bazen yaptığımız küçük bir eylemde bile bunu yaşıyoruz. Hep bir diğerinde olan bize daha güzel ve kıymetli geliyor. Bu biraz bizden biraz da toplumun dayatmalarından kaynaklanıyor. Eğer bunu yaparsan, elde edersen değerlisin diyen bir kültürün içinde büyümek insana fazla da bir seçenek bırakmıyor. Bu dizideki kadın karakter küçükken yediği kahvaltı gevreği kutusunun üstündeki resimde olan ideal aileyi bulmaya çalışırken nasıl daldan dala savruluyor. Onu o aileyi aramaya iten şey her ne kadar çocukluğuna dair bir ihtiyaçtan kaynaklanmış olsa da şimdiki zamanda yaptığı birçok şeyin asıl ihtiyaç duyduğu şeyi ( bağ kurmak) nasıl baltaladığını gözler önüne seriyor

Daha fazla uzatmayayım. İçten, güldüren, düşündüren, sorgulatan bir yapımdı. Daha da üzerinde düşünmeye devam ederim😁 iyi seyirler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!